background

05 Aralık 2011

Bugün Ezgi ile Bebek’te buluşuyoruz. O da Güney Afrika’dan yeni döndü. Birbirimize anlatacağımız, paylaşacağımız çok şey var. Seyahatlerimiz, Arzu ve hatta babam. Deniz kenarında oturuyoruz, Ezgi çantasından bir hediye paketi çıkararak “Gördüğümde bu Oya” dedim diyor ve bana uzatıyor. Paketi açıyorum ve içinden çok güzel bir taş çıkıyor! İşte hayat böyle bir şey, beklentisiz istemek, beklentisiz vermek ve bir şey beklemediğin anda almak.

Sonrasında o bana bir şeyler anlatıyor, Arzu’dan konuşuyoruz ve ben Bali’deki Japon kadını anlatıyorum. Çalışma yaptığım insanlarla ilgili bir şeyler hissettiğimi ama hissettiklerimi zihnimin uydurduğunu düşündüğümü, bir ortak tanıdığımızla ilgili de bunun geçerli olduğunu söylüyorum. Bunun üzerine bana onunla ilgili her şeyi bildiğini, sakıncası yoksa söyleyebileceğimi ve ben anlattığımda da yanılmadığımı söylüyor. İşte yine Ezgi benim kendimi tamamlamama yardımcı oluyor.

Akşam babam geliyor. Yanımızda olmaktan şimdiden mutlu olduğu gözlerinden belli oluyor. Ben de böylesine güzel ve duyarlı bir eşe sahip olduğum için. İsmail Bey hem babamın tedavisine yardımcı olacak, hem de biz işteyken yanında kalacak.

Bu arada Reiki’den babama bahsedeceğim ve onun tedavisinde de kullanma şansına sahip olacağım.