background

08 Haziran 2011

Babamın rahatsızlığı da beni perişan ediyor. Tam bir şeyler yoluna giriyor derken, problemler ortaya çıkıyor. Gelen bakıcıyı ya babam beğenmiyor ya da Neşe. Neşe eve hasta bakmaya gelen birisinin kendisini eleştirmesinden şikayetçi,  hastabakıcı da beslenme düzeninin yanlış olduğunu, babamın beslenmesinin önemli olduğunu söylüyor ve o da çok haklı. Yarım saatlik bir telefon görüşmesinden sonra hastabakıcıyı kalmaya ikna ediyorum. Hem babamın yanında olmak istiyorum hem de Erzin’de olmak istemiyorum. Çok iyi bir bakımla eski haline neredeyse dönebileceğini biliyorum. Buraya getirsem de ben çalışıyorum, nasıl olacak belli değil.

Bu arada beş kadın Bali’ye gitme planları yapıyoruz. Çok heyecanlanıyoruz hepimiz. Bizim için yeni bir yenilenme ve kendini bulma seyahati. Bir şifacı olarak çalışmaya karar vermişken bu seyahatin de benimle birlikte çalıştığım insanlara da faydası olacağını biliyorum.  Serap tüm detayları ayarlamayı üstleniyor. Hindistan’a gittiğimizde yaptığım gibi Bali ile ilgili de hiçbir bilgi okumuyorum. Hayatı bilmeden yaşamak her zaman sürprizleri getiriyor. Gideceğim yerin resimlerine bakarak, başka bir gözden değil önce kendi gözlerimle görüp hissetmek istiyorum. Üstelikte bilinmezde kalmak hayal kırıklıklarını ortadan kaldırıyor.

Yazamadığım süre içerisinde bir sürü şey yaptığım kesin ama ben kendimi eksik yapmış, bir şeyleri unutmuş gibi hissediyorum. Ailemizde düğün var, misafirler gelecek. Kayınbiraderimin kızı evleniyor. Onun da telaşı var bu arada. Arzu da Antalya’ya gitti. Giderken Çıralı’dan bir şey isteyip istemediğimi sordu, orayı ne kadar sevdiğimi biliyor. Ben de ondan, ona beni hatırlatan bir taş getirmesini söylüyorum. Öylesine denizin içindeki veya kumsaldaki bir taşı.