background

08 Şubat 2011

Bugün Reiki Master arkadaşlarla Anadolu Yakasında oturan bir arkadaşımızda toplanacağız. Serap ve Bahar’a bizde buluşalım, tek araba gideriz diyorum. Akşam 6.00 sularında Serap geliyor ve Bahar’ı bekliyoruz. O ana kadar defalarca evime gelen Bahar evi bulamıyor, taksici yolları karıştırıyor, Bahar bir huysuz ben gelmeyeceğim diye sızlanıp duruyor. Serap ve ben anlam veremiyoruz. Tam bu sırada cep telefonumdan babamın eşi Neşe arıyor. Bahar’ın huysuzluğunun nedeni böylece ortaya çıkıyor. Telefonu açmamla karşımda feryat figan bir ses, ne dediği anlaşılmıyor. Eve geldiğinde babamı düşmüş ve bayılmış ya da tam tersi şekilde bulduğunu, hastaneye kaldırdıklarını ve şu anda yoğun bakımda olduğunu söylüyor. Duyduklarıma inanmak istemiyorum, elim ayağıma dolanıyor, şaşkınım. Hemen internetten yakalayabileceğim ilk uçaktan biletimi alıyorum. Serap ben de geleyim istersen seninle diyor. Yok diyorum. İstanbul nere, Erzin nere teşekkür ederim. Babamın Dörtyol Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını öğreniyorum. Havaalanına giderken 15 dakikada bir hastaneyi arayarak durumu hakkında bilgi almaya çalışıyorum. Amcamın oğlu beni Adana’da karşılayacak. Yol boyunca dualar ediyorum. Zihnim, bedenim, ruhum hepsi karma karışık, babam her ne kadar 80 yaşında olsa da annemi ve ağabeyimi kaybetmişim, bir tek babam kaldı, onu da kaybetmek istemiyorum. Akşam 9.00 uçağına yetişiyorum. 10.30’da Adana’ya iniyorum ve oradan da bir saatlik kara yoluyla Dörtyol Devlet Hastanesi’ne varıyoruz. Danışmadakiler İstanbul’dan geldim deyince (ettiğim onca telefon nedeniyle beni tanımışlar artık) beni yoğun bakıma, babamın yanına götürüyorlar. Beni görünce yorgun gözleri ışıldıyor ve bir şeyler söylemek istiyor ama geçirdiği felç nedeniyle ben anlamakta zorluk çekiyorum. Buna rağmen içim kan ağlarken, yüzüme bir gülümseme yerleştiriyorum. Benim onun yanında olmam sanki babama güven veriyor. Her zaman bu benim kızım demekten gurur duyar. Biraz yanında kaldıktan sonra Erzin’e babamın evine gidiyorum. Ruh halim perişan, kendimi gevşetemiyorum. Yardıma ihtiyacım var. Bir taraftan da hastanede babamın yanında kalamamak ve onu öylece orada bırakmak içimi acıtıyor. Çünkü babam hastaneleri hiç sevmez. Bir tarafım üzülürken bir tarafım hayatını çok zorladığını düşündüğümden kızgınlık taşıyor. 70 yaşından sonra 3 çocuk sahibi olmanın ne kadar zor olduğunu hayal bile etmek istemiyorum. Onun bu hayatını kabul etmekte zorlanıyorum. Onca çalışma, yüzlerce okuduğum kitap, tüm bildiklerim sanki bu durum karşısında sıfırlanıyor. Bir de babamın bu durumu dolayısıyla çocukların ne olacağını düşünmeden edemiyorum.