background

10 Mayıs 2012

Dalyan’daki günlerimiz veda üzerine konuşarak geçiyor. Her kayıp bir veda gerektiriyor. Bu temanın benim hayatımda çok büyük önemi var. Erken yaşlarda veda etmem gereken çok şey oldu. Önce manevi, sonrasında maddi kayıplar. Vedayı tamamlayabilmek için kabul gerekiyor. Kendimi düşünüyorum. Vedalarımı tamamlayabildim mi? Cevap çok açık ve net. Biricik kardeşim, can dostum ağabeyimi kaybedeli 24 yıl olmuş ama ben hala ona veda edememişim. Hayat bir şekilde devam ediyor ancak tamamlanmamış duygular, kapanmamış yaralar görülmeyi sabırla bekliyor.

İnsanlar, yaşadıkları korkular ve acıların yarattığı duygu seli içerisinde çaresizce mücadele ediyorlar. Bırakmaktan korktuğumuz, görmek istemediğimiz konular tekrar tekrar bir şekilde yolumuza çıkıyor. Biliyoruz, bildiklerimizden korkuyoruz, bilmiyoruz, bilemediklerimiz için endişeleniyoruz. İnsan olmak, hayatı yaşamak böyle bir şey olsa gerek.

Hayatımıza yeni bir pencereden bakarken, Arzu şu anda bulunduğu perişan durumuna rağmen herkesi kahkahalara boğuyor. Tamamlanmamış yaşamlardan bahsederken, “Bir sonraki yaşamımda zenci kilise şarkıcısı olarak geleceğim dünyaya” diyor.

Hayatı çok ustalıkla tiye alan bu kadının, neden ve nasıl bu kadar acılarla bedenini ve yüreğini doldurduğunu düşünüyorum.