background

12 Kasım 2011

Kızların arasında her zaman en erken kalkan benim. Meditasyonumu yaptıktan sonra, kahvemi içmek, biraz kitap okumak ve yazmak için bahçeye indim. Bu sabah diğer masada iki Japon kadın oturuyordu. Onlara günaydın diyerek masama yerleştim. Daha sonra yaşlıca olanı hapşurdu ve ben de çok yaşayın dedim. O da benden özür diledi. Meğerse Japonlar hapşurma sesi nedeniyle rahatsız ettiklerini düşünerek özür dilerlermiş. Böylece sohbet etmeye, nereli olduklarımızı sormaya başladık. Her ne kadar tahmin etsem de hata yapmamak için nezaketen sordum. Japon olduklarını söylediklerinde de Reiki enerjisi ile çalıştığımı söyledim. Bunun üzerine yaşlıca olanı yanıma gelerek elimi tuttu, gözlerini kapattı. Benden enerji istediğini düşünerek enerji vermeye başladım. Bir süre sonra bana “Beni hissettin mi? diye sordu, ben de “Evet, siz beni hissettiniz mi?” diye sordum, ondan da evet cevabı geldi. Sonra gözlerini kırpıştırdı ve bana “Annenden bir haber var, senin kendine inanmanı söyledi” diye devam etti. Çok şaşkındım. Dört yaşında bir kız çocuğu var dedi. Benim bu yaştaki halim mi bilemedim. Bu kadın medyumsa eğer, ilk kez böyle birisi ile karşılaşıyordum. Sonra omuzlarıma dokundu, gergin ama hastalık yapıcı değil dedi ve biz ayrıldık.

Ben biraz şaşkın, biraz annemden gelen mesajı düşünürken, kızlar teker teker gelmeye başladılar. Her gelene anlatıyorum, onlar da meraklı gözlerle çevrede kadını arıyorlar.  Japon kadın bir görünmüş, bir kaybolmuştu. Neredeyse ben bile yaşadığım bu olayın rüya olduğunu sanacaktım, eğer onların kahvaltı tabakları masada olmasaydı.