background

13 Mayıs 2012

Bugün anneler günü. Aramızdakilerin çoğu hem anne, hem kız çocuğu. Telefonuma bir kutlama mesajı geliyor, en güzel anneye diye. Kızım gönderdi sanıyorum, teşekkür etmek için arıyorum, bana gülüyor, birazdan seni arayacaktık diyerek. Telefon numarasına bakıyorum bende kayıtlı değil. 20 yıllık hem Tarım Bakanlığından arkadaşım hem de yakın dostum Ayşe benden meraklı, telefon numarasını arıyor ama cevap vermiyor. Ben hiç merak etmiyorum, birisi işte, bilerek ya da bilmeyerek mesaj atmış, ben de kabul ettim gitti. Bir müddet sonra arıyor o telefon numarası ve kim olduğunu öğreniyorum ve Ayşe’me söylüyorum, merakı gitsin diye. Bir süreliğine eğitim vermeye gittiğim bir laboratuvarda çalışan genç kız. Beni sevdiğini biliyordum ama bu kadarını da tahmin etmiyordum. Hiç beklemediğim birinden gelen bu kutlama mesajı beni duygulandırıyor.

Tüm grup beraber kahvaltımızı ediyoruz. Annelerini araması gerekenler var ama onların eli telefona gitmiyor, sanıyorum tüm benlikleri ile sadece burada olmak istiyorlar. Benim annemi aramam için telefona ihtiyacım yok, gökyüzüne bakarak sadece onu düşünmem yeterli diyorum içimden.

Dönüş yolculukları başladı. Zamanı gelen vedalaşıyor, sarılıyoruz, bazen gözlerimiz doluyor kollarımız birbirimize sarılıyken. Artık duygusallaşmak istemiyoruz ama engel de olamıyoruz. Çok farklı duygular yaşadık şu üç günde. Değil başkaları ile kendimizle bile paylaşamadıklarımızı döktük ortaya. Sessizce ruhlarımız birbirimize teşekkür ediyor, yüzlerimizdeki gülümseme ile.