background

13 Temmuz 2012

Bu sabah biraz daha dinlenmiş kalktım. Endişe ve korkularım var ama garip bir şekilde bir huzur da var. Her gün babamla telefonda konuşuyoruz. Kimi zaman biraz daha iyi, kimi zaman da sesinin içimi parçalamasına rağmen bir şey yok gibi. Erzin’e gitmek gelmiyor içimden. Sadece her gün sesini duymak istiyorum. Yemek bile yemek istemiyormuş. Neşe’ye küsmüş. Kıskançlık perişan eden bir duygu. Dedikodu yapanlar babamın durumuna hiç mi üzülmüyorlar acaba? Söylentiler gerçek olsa bile (ki böyle bir şeyin olmadığına eminim) bu durumda babamın elinden gelen ne olabilir ki? Bir taraftan da üç tane çocuk var. Bu nedenlerle etraftakilerin babamın perişanlığından ne tür bir fayda elde ettiklerini düşünmeden edemiyorum. Kızgınlıklarım birer birer ortaya çıkıyor. Sanki sadece şu anda olanlara kızıyormuşum gibi. Gerçeği ben biliyorum, bunun bir de geçmişi var. Bizim evimizde sadece baba tarafından birileri gelince kavga olurdu. Annemi ve babamı üzdükleri için kızıyorum. Bütün olanlar film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Neler de depolamışım şu küçücük kafama. Hepsi görünmez bir dosyada. Dosyayı açınca da tüm ayrıntıları ile önümde.