background

14 Mayıs 2012

Sabah 5.30 da uyanıyorum. Önce bir kahve içerek ayılıyorum. Bavulumu toplayıp, dağlara karşı oturuyorum. Burada yaşadıklarım, hissettiklerim ve deneyimlerim için Ezgi’ye ve on üç kadına kalbimden teşekkür ediyorum. Tümünün yaşadıklarının ve hissettiklerinin onlara şifa olmasını diliyorum.

Öğleden sonra Ezgi ile İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz. Havaalanından taksiye biniyoruz ve Arzu’dan gelen telefon yine ikimizi de sarsıyor. Eve gelip, bir saat sonra Arzu’nun yanına gidiyorum. Beni gördüğünde her zamanki gibi çok mutlu oluyor. Gözleri ışıldıyor. Öyle ki bu belki de bir iki saniye içerisinde oluyor. Kız kardeşinin gözlerindeki şaşkın ifadeyi fark ediyorum. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama Arzu için ne kadar üzülürsem üzüleyim onun yanına girerken enerjimi değiştirebiliyorum. Sanıyorum bu ona da yansıyor. Ev halkının endişe ve korkularını görmek için ise medyum olmaya gerek yok.