background

16 Kasım 2011

Bu gece rüyamda Arzu ve tanımadığım biri vardı. İkisi de İzmir’e taşınmışlar.

Bu arada şifacının sözünü ettiği, bedenimdeki acıları tanımlamaya ve onları iyileştirmeye karar verdim. Günlüğüme günün tarihini yazarken hocam Neşe’nin doğum günü olduğunu hatırladım. Gözlerimi kapadım ve ona yüreğimden sevgi gönderdim. Bugün Esin ile bir çalışma daha yapacağız ve ben korkularımdan arınmaya niyet edeceğim. Esin bana acılarımın ve korkularımın boğazımda toplandığını söylüyor.

Korkularımı düşünmeye başladığım anda ilk aklıma gelen, kaybetme korkusu. Nasıl olmasın ki, ömrüm en yakınlarımı, tüm malımızı mülkümüzü defalarca kaybetmekle geçmiş. Fakat bir korku daha var ama bir türlü ortaya çıkmak, kelimelere dökülmek istemiyor. Sonunda gözyaşlarım ve hıçkırıklarım arasından geliyor “ölümsüzlük korkusu”! Kaybetmek,  ölüm korkusu ile iç içe girmiş, karşımda duruyor. Artık sevdiğim insanların bu dünyadan benden önce gitmelerini istemiyorum. Bir de yetersizlik korkusu var. Hayatı çok hızlı yaşamak istemem ve aceleciliğim bundan sanırım. Ayrıca kendime inanmak ve güvenmekle de ilgili olsa gerek. Bir anda Japon kadının bana söylediklerini hatırlıyorum! “Believe yourself.”