background

17 Nisan 2012

Bugün bir arkadaşımın resim sergisi için Taksim’e gittim. İstiklal’deki kalabalık her zaman başımı döndürüyor.  Birden ayağım takılıp yere düştüm. Sanırım kaburgamı incittim, acıyor ve nefes almakta zorluk çekiyorum.

Babamın Erzin’deki evi bahçe içinde. Dört bir tarafında da akrabalarımız oturuyor. Babam ise o bahçe içerisinde oturan kardeşleri ve onların çocuklarından çok farklı. Onlar, kendi hayatlarından daha fazla başkalarının ne yaptıklarıyla ilgilenebiliyorlar.

Erzin’de durumlar yine karmakarışık. Sürekli bir dedikodu, kıskançlık ve akrabaların kışkırtıcı sözleri. Babama kızıyorum içimden. Neden kendi evladından bile küçük bir kadınla evlenirsin ki? Sonu böyle oluyor işte, elden ayaktan düşünce, dedikodu ve kıskançlık.

Babamın evliliğini zamanında kabul etmiş görünsem de belki de kendime yalan söylemişim, bilmiyorum. Şu anda önemli olan tek şey babamın sağlığı ancak bu durumda hiç de kolay görünmüyor.