background

22 Mayıs 2012

İşten döner dönmez hastaneye gittim. Bu sefer gözlerimin içine bakmaktan korkuyor, hatta belirgin bir şekilde kaçırıyordu. “Arzu lütfen gözlerimin içine bakar mısın?” dedim. Biraz ürkek, biraz korkak gözlerini gözlerime çevirdi. Gülerek ona baktım ve onun benim gözlerimde ölümü gördüğünü fark ettim. “Korkuyorum Oya” dedi. Yanına oturdum, ellerinden tuttum. Bir şekilde rahatlamasını ve korkularından uzaklaşmasını sağladım ve yeniden gözlerine ışık geldi. Arzu ancak bu ışıkla kalabilirse acılarına son verebilecek, böyle hissettim. Depresif ve korku dolu olduğunda acı içindeki yaşamına son bile veremeyecek.

Geceleri korku dolu rüyalar gördüğünü, bu durumlarda bana seslendiğini söyledi. Kardeşinin aldığı bitkisel şifalı yağlarla sırtına masaj yaptım. Ayaklarını ve bacaklarını ovdum. Rahatladığını söylediğinde, iyi geceler dileyerek evime döndüm. Zaman zaman umutlu konuşuyor, kardeşinin pozitif düşünmelisin baskıları yüzünden sanırım. Ben yorum yapmadan dinliyorum onu. Gerçekten de ben de ne olacağını bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum.