background

27 Ocak 2012

Bugün Ezgi ile çalışmaya gittim. Benden kendimi arkaya doğru onun kollarına bırakmamı istedi. Bir an için yapamam demek istedim ama sonrasında bırakıverdim. Bir daha, bir daha bıraktım kendimi. Ezgi, itiraz edersin, belini bahane olarak sunarsın zannettim dedi. Senden başkasına bu denli güvenir miydim bilemiyorum diye cevap verdim. Aslında Ezgi’ye olan güvenimin yanında onu yere devirerek düşürebileceğim endişesi taşımadığımı, benim ona zarar vermeyeceğimi düşündüm diye ilave ettim. Ezgi güçlüydü ve yapamayacağı bir şey için (yani beni tutmayı) kendini zorlamazdı. Eh, ne de olsa ben pek de ufak tefek değilim. Bu da bazı eylemleri gerçekleştirirken, sadece kendimi değil başkalarını düşündüğüm içinde korktuğumun ve yapmadığımın farkına varmamı sağladı.

Bırakmak, bırakabilmek benim için çok anlamlı bir söz. Bırakabilmek sanırım güvenden geçiyor. Kendine, başkalarına, dünyaya, en önemlisi de hayata güvenmek birçok şeyi kolaylaştırıyor. Sonuç olarak bu çalışma, sanki bedenimdeki acı ve ağrıların beni terk etmesini sağlamıştı.